21.10.2009

Between the Devil and the Deep Blue Sea

Anlaşmak dediğimiz şey, TDK'nın tanımladığı üzere, "düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak" değilmiş sadece.. Bazı ön koşullar varmış anlaşmak için.. Bunu kavramak için sözcüğün köküne dönmek yetermiş: AnlaŞmak, "anla"manın en işteş haliymiş özünde; -en az-iki varlığın karşılıklı olarak birbirlerini anlamaları gerekirmiş anlaşmak için..
Fakat daha kendi yarattığı dehlizlerde yolunu bulamayan insanoğlu için bir başkasının labirentlerinde kaybolmak işten bile değilmiş. Çıkacağı umulan yollar bir varmış, bir yokmuş... Her seferinde duvara toslamayla son bulan sapaklar biz zavallı insancıkların vazgeçilmezleriymiş. "Olan olmuş, biten bitmiş"liklerle huzur bulurken kimileri; kimileri de arafın tekinsiz sessizliğine bulanırmış..
Doğruymuş, yanlışmış, bir yerden sonra pek de kar etmezmiş.. Zira şairin dediği gibi, "bazı geceler (...in sabahı yoktur) yalnızca bir karanlık olarak kalırlar"mış..

1 yorum:

LeaNDer dedi ki...

anla-ş-mayınca güneş de doğmaz o karanlıklara...