2.03.2008

Gizli Bahçe

Çok güzel, çok akıllı, çok iyi değildim.
En ahlaklı, en anlayışlı, en dengeli asla olmadım.
Daha düz bir çizgide seyretmekte zorlanırken, sana mutluluğun resmini çizemezdim.
“Her şeyi kendi kendime çözebilirim”, ya da “hiçbir şeyin üstesinden tek başıma gelemem” demedim ki hiç...
Yanımda olmandı tek beklentim. Yanıbaşımda. Olsa olsa bir nefes uzağımda…

Çok şey biliyordun hakkımda; bakışımdan, duruşumdan sezerdin olağandışı hallerimi. Öyle ki, benim bile farkında olmadığım anlarda, “Hayrola, ne düşünüyorsun?” demenle irkilirdim.

Bir de bilemediklerin vardı. Hiç öğrenemediklerin... Defalarca dile getirmiş olmama rağmen sana bir türlü anlatamadıklarım.

Farklı pencerelerden bakıyorduk içimdeki bahçeye. Ne kadar çırpınırsam çırpınayım, senin durduğun yerden görünmüyordu işaret ettiklerim. Küçük bir duvar kapıyordu önünü, “Yok” diyordun, “burada senin bahsettiğin çiçeklerden yok!”

Sustum.

Sustun.

Sessizlik harcıyla birbirine tutunan tuğlalar üst üste bindikçe yükseldi duvarlarım. Öyle ki, geçtim bir başkasının bahçeme bakabilmesini, ben bile zor görür oldum içimdeki mis kokulu çiçekleri. Dört yanı duvarlarla çevrildikçe, kimselerin yanına yaklaşmaya cesaret edemeyeceği ürkütücü bir kuyunun dibinde kalmış, karanlık bir gizli bahçe oluverdi derinlerimde.

Susarak inşa ettiğimiz duvarların arasındayım şimdi. Kendimi huzurlu hissedebildiğim tek yer olan o bahçeden bakıyorum hayata. Dizlerimi kollarımla sararak oturdum yere; gözlerimi göğe diktim, sesimi çıkartmıyorum. Kimselerin beni bulmasını beklemiyorum. Kuyunun ağzından görülebilen beyaza çalan parlak maviliğe bakıyorum. İçeri doğru eğilip bağıran birileri olmadıkça dışarıdaki kaosun yankıları bana ulaşamıyor. Mutluyum. Olabileceğim kadar mutlu...

Korumaya çalışıyorum kendimi. Sığınabileceğim en güvenli yerde-kendi içimde-dinlenmek istiyorum. Duvarlarım dışında hiçbir şey, hiç kimse yapamazmış bunu.

Yalnızca dört duvar...



Fotoğraf: http://insideabubble.deviantart.com/art/The-Well-II-9970743

P.S. Bu, dingin bir kelebeğin de yazısıdır.

20 yorum:

Butterfly dedi ki...

Süper olmuş, süper ,süper... benim de olsun bu duygular benim de benimde:) Şaka bi yana kaleminni ve duygularını ifade etmenin gücü önünde saygıyla eğiliyorum...

"Göz" dedi ki...

Ah canım be, al dükkan senin:)
Bakma şimdi zevzeyebildiğime, fazlasıyla yoğun bir iç dökme seansı oldu benim için. Yazmak cidden çok iyi geliyor.
Belki biraz bencilce-ya da sadece ihtiyaçtan doğan bir şeydir, bilemiyorum-ama ancak bir ucundan kendime bağlayabildiğim şeyler hakkında yazabiliyorum sanırım ben.
Bu da benim acizliğim:)

Butterfly dedi ki...

Ben bir zamanlar Cezmi ersöz okur ama ona çok kızardım, sadece yaşadıklarından besleniyor bu adam hayal gücü yok derdim, sonra anladım ki ben de yazmak için yaşadıklarımdan beslenmem gerekiyormuş, bunu acı bir aşk bana öğretmişti sevgili göz, ama bu yazında mutluyum olabildiğince mutlu yerine "dinginim, olabildiğince dingin" dersen benide anlatmış olursun, aynı bu durumdayım tam da bir haftadır. Sesizliğin insan yüreğinde ki o inanılmaz kırılganlığına biliyor ama elimden de bir lşey gelmiyor diyenlerdenim yani, beni kendime yüzleştirdin, bu yazı benim de olsun nolur:)
seni kucaklıyorum

"Göz" dedi ki...

Kadın kadının kurdu olduğu kadar da aynasıdır kanımca...
Karşılıklı durduğumuzda birbirimizin içinde çoğalıyoruz. Seviyorum bu çoğulluğu!

Nefes almak gerekiyor bazen. Bir kuyunun dibinde bile olsa, sana ait huzurlu bir yer buldun mu soluklanmak istemen o kadar doğal ki...

Sükunetini koru kelebeem! Narin kanatların o kuvvetli fırtınalardan güçsüz düştü, tamam. Ama kopmadıkları müddetçe umut var demektir değil mi:)
Dinlen... Benliğin yerini bulmadan da çıkma gizli bahçenden.
Benim niyetim bu:)

Butterfly dedi ki...

Evet, nefers almam gerekiyor bir kuyunun dibinden nefes almak,yaşamak için en azından direnmek için, umudum kanatlarımı tamir edebilirim belki diye, belki de artık sadece susmak zamanı diye... ben sinemaya gidiyorum şimdi, aklımda , kalbimde, yüreğimde o yazdıklarının gölgesiyle...

"Göz" dedi ki...

Başka yaşantıları izlemek her zaman için daha kolay, daha hafif gelir insana. Dışarıdan bakmak kolaydır ya, zira ateş yalnız düştüğü yeri yakar.

Arada bir kendine de dışarıdan bakmaya çalışınca daha bir hafifliyor sanki dertler.
Denemekte fayda var;)

İyi seyirler kelebek...

Geveze Kalem dedi ki...

Öhöm..şey..muhabbetinizi bölmek istemem ama ben de iki satır karalamak isterim. :)
Bu yazı bana iki kişiyi çağrıştırdı daha ilk anda; birincisi butterfly'dı zaten ve diğeri de benzer durumda olan bir arkadaşımdı.
Yani aslında düşündüğümde ne çok kadına (ve hatta erkeğe) yakışan bir yazı olmuş bu. 'Yakışan' kelimesi fazla umursamaz oldu yahu. :D Ben cümlemi, "ne çok kişinin aynası olmuş bu sözler" diye değiştireyim en iyisi. ;)

Duvarlar güvenli olduğu kadar tehlikelidir sevgili Göz. Dışarıda ne olduğunu görmene izin vermez. Ama duvarların da bir yıpranma süresi vardır; bir gün gelip lime lime dağıldığında çırılçıplak kalır ve çaresiz hissedersin kendini; dış dünyanın kaçırdığın değişimi karşısında. Hayatı kaçırdığımız her dakikayı cepten yiyoruz sayarım ben.

Duvarına en kısa zamanda pencere açman dileğiyle...
(Butterfly, bu yorumu sana da yazdım say.;))

"Göz" dedi ki...

Canım geveze kalemim, hayattan koparak, sonsuza kadar öylece oturup gökten düşecek elmalardan sebeplenmek değil niyetim:) Fakat bir süreliğine bir yerlere sığınmaya ihtiyacım var.
Yakın ilişkilerde geçici olarak servis dışıyım. Ama geçecek, eminim.

Butterfly dedi ki...

Adım geçmiş bakıyorum:) bana da yazdığını kabul ediyorum Sema'cığım, okurken Saema bunu okursa ben kesin aklına gelirim demiştim zaten:)
evet, Göz bir ışıktan bakıyor gene kuyunun dibinde de olsa, ben henüz ibr ışık görmedim ama iyileşmem için gerkeli olan dinginliği yakaladığımı düşünüyorum, sonsuza kadar o karanlıkta kalamaycağımı biliyorum, kendime inanıyorum sadece zamanın gelmesini bekliyorum,biraz huzursuzlukla belki ama büyük bir sabırla...
Sevgiler ikinize de:)

sevinç dedi ki...

duvarlar özgürlüğümüzü kısıtlayan bir anlamdada özgürlüğümüzü sağlayan araçlardır aslında...duvar örerek mi ördüğümüz duvarın ardına gizlennerek mi özgür oluruz yoksa dvarolan duvarları yıkarak mı? burası muamma...
duvarlar yıne de vazgeçilmezimiz...

fikriminincegülü dedi ki...

Anlatan, ancak hayatında var ise anlatabiliyor bazı şeyleri. Hayal gücü dediğin şey de bir yere kadar... Kalemine, yüreğine sağlık. Sanırım bir çok arkadaşın hislerine de tercüman olmuşsun.

"Göz" dedi ki...

fikriminincegülü, çok teşekkür ederim. Yaşadıklarımdan sıyrılıp, başka birinin dilinden yazmakta zorlanıyorum, en azından şimdilik bende böyle işliyor yazma müessesesi:)

Sevgili sevinç, ne olursa olsun duvarlarımızla barışmamız, onları kabullenmemiz gerektiğine inanıyorum. Eğer onlar bizimse, sevilmeyi hak ediyorlar. Görünmez olmaları, dolayısıyla saydam duvarların ardında kalmamız çok daha büyük sıkıntılar doğurabilir.
Duvarlarımız sadece birer araç. Kendimizi iyi hissetmemiz için birer bahane... İster dibinde saklanarak, ister onları unufak ederek...

Hayatta Giderken dedi ki...

Süper bir betimleme, süper bir yazı... kalemine sağlık...

"Göz" dedi ki...

Çok teşekkürler...

Hüzünbaz dedi ki...

Kelimelere dökemediğim duygularımı anlatır gibi yazmışsınız desem yeridir..sevgiler..

"Göz" dedi ki...

Meğer benimle aynı hisleri paylaşan ne çok insan varmış. Böyle olunca kendimi daha güçlü hissettim nedense...
Paylaştığın için çok sağol hüzünbaz.

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Çok tanıdık duyguların satırlara yansıması olarak gördüm bende, okurken sık sık "evet bende" demem de bundan olsa gerek...

"Göz" dedi ki...

Yalnız olmadığımı bilmek gerçekten de iyi geliyor.
Çok sağol...

etki alanı dedi ki...

Sustum..
ve susturdum...
Kendi duvarlarının yıkıntılarına...


Bu arada yorum muhabbetine bayıldım..
TüTü

"Göz" dedi ki...

Her zaman sükut ikrardan gelmiyormuş, en azından bunu öğrenmiş olduk.

Yorum sohbetine hep beklerim Tütücüm:)